başlangıç
Birkaç sene önce tarım, doÄŸa ve güzel yemeklerin peÅŸinde bir yolculuÄŸa çıktım. Geri dönemedim. DoÄŸanın sesini, yüzünü, tadını, kokusunu bilemeden geçirilmiÅŸ bir İstanbul çocukluÄŸu üzerine toprak atmak istiyordum en baÅŸta. Gri yerine yeÅŸil kalemle yazmak istiyordum artık günlerimi. Ama aynı çocukluk bana, Anadolu’yu köşe bucak gezmiÅŸ aile büyüklerinin öğrendikleriyle süslenmiÅŸ renkli sofralar da sunmuÅŸtu. Kalabalık aile sofraları, neÅŸe, kahkaha ve güzel yemekler. Küçük bir çocuk için yeteri kadar güzel anlardı. Ama zamana yenik düşen bedenler, elveda bile diyemeden giden büyükler, hayatın gerçekleri derken aileler de küçülüyor ve o anlar “neyse ki yaÅŸanmış” anılar olarak kalmaya mahkum oluyor. İşte o yitip gitmiÅŸ çocukluÄŸu ise deli gibi korumak istiyordum. Sonra bir gün organik bir çiftliÄŸe gittim ve yepyeni bir kapı açıldı önümde. DoÄŸayı birebir yaÅŸarken o eski sofraları da yaÅŸatabilecektim. O gitmesin diye yalvardığım çocukluÄŸa hiç tatmadığı doÄŸayı hediye edebilecektim. Daha önce bilmediÄŸim bir yol çıktı o kapının ardından. Yola adım attım ve hala yürüyorum. DoÄŸa hissettiÄŸim her ÅŸeyin arkasındaki güç ve bana destek oluyor. Tarım ise sırt çantam gibi her gün yepyeni bir bilgi ile dolduruyorum onu. Güzel yemeklerle ve sevgiyle dolu sofralar ise yol üstündeki duraklar. Yepyeni insanlarla, yepyeni tatlarla taçlanan bir yolculuk. Bense gidiyorum, gidiyorum, gidiyorum.
Related Posts :
